Bugün: 15.10.2019

CERATTEPE’DEN- KAZDAĞLARI’NA

CERATTEPE’DEN- KAZDAĞLARI’NA

Cerattepe'den Kazdağları'na tam 1.750 km yol var. Hangi dağ efkarlıysa Artvinli oradadır. Çünkü Artvin, belki de dünyanın en çok tepesini, dağını, bayırını bünyesinde barındıran ildir. Artvin'in gerçek adı adeta "DAĞLARİSTAN"dır. Her yer dağ, her yer tepe. Bunlardan birisi de Cerattepe. Artvin'in bütün dağları dertli, bütün tepeleri, köyleri, ilçeleri merkezi aç gözlü madencilerin tehtidi altında. Artvin altın uğruna haritadan silinecek. Sadece Artvin mi? 12.09.2019 10:35
Uşak – Eşme – Kışladağ (toplam altının yaklaşık % 70’i), Artvin – Cerattepe (toplam gümüşün yaklaşık % 95’i), İzmir – Seferihisar – Efemçukuru, İzmir – Bergama – Ovacık, Gümüşhane – Mescitli – Mastra, Balıkesir – Havran – Küçükdere, Eskişehir – Sivrihisar – Kaymaz ve Çanakkale – Kirazlı – Akbaba.. Liste böyle devam ediyor..
Kazdağları'nda maden için yapılan katliam Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Yeşil Artvin Derneği 45 gün önce başlatılan Su ve Vicdan Nöbetine destek vermek amacıyla Çanakkale'ye gitti. Artvin Merkez'den 14 kişi, İstanbul'dan 25, diğer illerden kendi imkânlarıyla gelenlerle birlikte 50 kişilik bir gurupla 8 Eylül'de Kazdağları Kirazlı mevkisine gittik.
Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Artvin Belediyesi Meclis Üyesi, Yeşil Artvin Derneği Yönetim kurulu Üyesi Nursal Bülbül, Av. Bedrettin Kalın Köksal Gökçen, Cerattepe ve HES’ler konusunda akademik desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, bu yüzden akademik geleceğini elinin tersiyle itip, bilimin gereği neyse onu söyleyen Doç Dr. Oğuz Kurtoğlu, İstanbul Artvin Çevre Platformu üyeleri, Artvinliler Hizmet Vakfı eski başkanları Hakan Bekar, Mustafa Melek, ARÇEP Sinan Temiz, Hasibe Özkan, Halkevleri Eski Genel Başkanı Abdullah Aydın, ve İstanbul Hizmet Vakfı üyeleri, Artvin Faal Gazeteciler Derneği Başkan Yardımcısı, Yeşil Artvin Derneği Üyesi Sami Özçelik Kirazlı’ya gitti.(Unuttuğum, adını yazamadığım dostlarımızın isimlerini gelecek bölümde ekleyeceğim..)
Çanakkale ile Artvin arası 1770 km. Az yol değil. Aklıma karınca öyküsü geldi. Hani karıncanın birisi Fizan’a sevgilisine gidiyormuş. Dostları sormuşlar. Karınca kardeş yolculuk nere böyle; Fizan’a sevgilime gideceğim demiş. Ama orası çok uzak, sen bu incecik bacaklarınla oraya varamadan ölürsün! Nasıl gideceksin?  Karıncanın cevabını biliyorsunuz. “Olsun, ulaşamazsam da uğrunda, yolunda ölürüm ya bu benim için büyük mutluluk.”der. Seviyorsanız uğruna mutlaka bir şeyler yaparsınız.
Orman da çıkan yangını söndürmek için gagasıyla su taşıyan serçe misali. Mesele duyarlılıkta, mesele vatanı, milleti sözle değil özle sevebilmekte. Kanadalı, Fransız, Alman, İngiliz, ABD'li emperyalistler ülkenin yerüstü ve yeraltı kaynaklarını sömürüyorsa, geleceğini mahfediyorsa ve sen buna ses çıkarmıyorsan ve üstelik de bunlara arka çıkıp, savunuyorsan yerliliğin de milliliğin de yalan, dolan!
Nasıl ki bir tane dünya var aynı şekilde bir tane Türkiye, bir tane Çanakkale, bir tane Artvin var. Onun için “tüten en son ocak olsakda” direneceğiz, Mücadelede zafer sadece direnenlerin, yanlışa karşı çıkanların olmuştur. 
Bizi Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı İrfan Mutluay karşıladı. Belediye tesislerinde sabah kahvaltımızı yapıp hemen Kirazlı’ya doğru yola çıktık.
Çanakkale’den 35 km uzakta. Kaz dağları, Kirazlı, Balaban Tepe civarında tüm Çanakkale’nin içme ve sulama suyu ihtiyacını karşılayan baraj bu havzada. Şayet madencilik başlarsa bu havza yok olacak. Bunun farkında olan belediye davaya müdahil oluyor. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Kazdağları’nın fitilini ateşleyerek konuyu Türkiye ve dünya gündemine taşıdı.Dronla çekim yaptırdı ve bunu medya aracılığı ile yayınladı. Su ve Vicdan Nöbeti başlayınca 14. Gününde buraları ziyaret edip meclis salonunda şu açıklamayı yaptı;
“Gökhan, belediye meclis salonunda 'Su ve Vicdan Nöbeti' hakkında basın toplantısı düzenleyerek, değerlendirmede bulundu. Ülgür basın toplantısında, 14'üncü gününe gelinen eylemin uluslararası boyuta taşınmasında destek verenlere teşekkür etti.
Kaz Dağları için verilen mücadelenin 2001 yılından başladığını söyleyen Gökhan, şöyle konuştu:
Su ve Vicdan Nöbeti'nin bugün 14’üncü günü. Önce Kaz Dağları ve ardından tek içme ve kullanma su kaynağımız Atikhisar Barajı'nın üzerinde süren metalik, madencilik faaliyetlerinin kurulacağı ve sonuçlarına dikkat çekmek üzere Çanakkale Belediyesi, çevre dernekleri, baro, tabip odaları gibi birlikler ver derneklerle bu mücadeleyi sürdürmekteyiz. Burada uzun yıllardır bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Bunun başlangıç tarihi 2001 yılıdır. Kaz Dağları'ndaki bu yöredeki ormanların yok edilerek özellikle siyanürle altın işletmeciliği konusundaki hareketlilik artmış.
Biz burada akılla, bilimle, hukukla ilerliyoruz. İş suyumuza kadar dayanınca talan edilmesin diye mücadele ettiğimiz alanın hava görüntülerini elde ettik. Bunun sonucundan eylemsel mücadele yapılması gerektiği ortaya çıktı. 26 Temmuz’dan beri bu süreç devam ediyor. Bir anda hala vicdanını kaybetmemiş kesimlerde, kurumlarda dikkat çekti. Pek çok sanatçı, gazeteci hatta turizm profesyonelleri, barolar bu konuda duyarlılık gösterdi. 5 Ağustos’ta bizim yanımıza gelip eylemimize gelip birlikte oldular. Onbinler orada hem olayı gördüler, hem de bu konudaki desteklerini bize sundular. Bu olayı uluslararası platformlara taşıyan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum."dedi.
Başkan Ülgür Gökhan, şehirdeki bilbortlarla maden mücadelesine dikkat çekiyor. Yani bu konuda çok net ve açık mesajlar veriyor. Maden sorunu olan her ilin belediye başkanı ister AKP’den ister diğer partilerden olsun aynı tavır sergilemeli ki başkanı olduğu ili koruyabilsin. Çanakkale halkı tıpkı Artvin halkı gibi çok bilinçliler. Çocukları bile olayın farkında. “Abi biz maden değil, yaşamak istiyoruz. Ormanlarımız, toprağımız, suyumuz yok olacaksa biz nasıl yaşayacağız. Madene hayır, yaşamak istiyoruz” diyorlar. (Devam edecek…)
SAMİ ÖZÇELİK

Etiketler: Artvin

Diğer Siyaset Alt2 haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.