Bugün: 28.01.2020

CERATTEPE MÜCADELESİ SONUÇ ALMADAN BİTMEZ!

CERATTEPE MÜCADELESİ SONUÇ ALMADAN BİTMEZ!

Artvin, madencilerin istilası ve tehdidi altında. 10.12.2019 09:34
Sadece Artvin değil, tüm Türkiye bu tehlikenin odağında yer alıyor. Artvin'de 325'i aşkın maden ruhsatı maden şirketlerine satılmış durumda. Bir kısmı alacele işin peşine düşmüş, bir çoğu uygun zaman ve koşulların oluşmasını bekliyor.Artvin Halkı ise başına geleceklerden endişeli.

Artvin Halkı'nın 20 yıl önce kurduğu Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde devam eden çeyrek asırlık mücadele ise devam ediyor. Avrupa'da 1980'de yasaklanmış siyanür Türkiye'de maalesef çok rahatlıkla kullanılabilmekte. Afrika'nın başına gelen felaket Türkiye'nin başına gelecek. Bu maden kanunu ile Madenlerimiz talan edilecek, geriye ezelden veri yaşadığımız fakirlikle birlikte yaşam alanlarımızı da kaybedeceğiz.

Son yıllarda maden şirketlerinin paralı sözde bilim insansıları(!) siyanürün söylendiği gibi tehlikeli olmadığını, meyve çekirdeklerinin içinde de bulunduğunu söyleyerek algı özellikle kafası yaratmanın peşindeler!. Ancak son günlerde siyanürle ar arda meydana gelen intiharların bu kimyasalın bir kaç gramının bile bir aileyi nasıl yok ettiğine şahit oluyoruz.

Demek ki siyanür korkunç bir kimyasal.
Cerattepe'de siyanür kullanılmayacağını iddia eden maden şirketi Cengiz Holding, coğrafi olarak da burasının madenciliğe uygun olmadığını bildiği halde şimdilik göstermelik yeraltı madenciliğini yasadışı bir şekilde çıkartmaya devam ediyor. Yasadışı diyoruz;

Çünkü mahkeme sürecinde çalışmaması gerekirken, devlet böyle bir sözü Artvin Halkı'na vermişken, yani hukuka saygı gösterileceğinin sözünü verdiği halde Cengiz holding ETİ Bakır, devleti ve hukuku hiçe sayarak, bir anlamda çiğneyerek doğayı katletmekte ve Artvin'e çok büyük zarar vermeye devam etmektedir.
Yer altından çıkarılan her vagon toprak Artvin'in yok oluşunun bir parçası oluyor. Daha da kötüsü açık alan altın madenciliğinin masada durmasıdır. Bu yönde yaptıkları başvuru Maden Genel Müdürlüğü'nde duruyor.

Yeşil Artvin Derneği çeyrek asırlık mücadelesine devam ediyor. Anayasa Mahkemesi'nde açılan davaya 3 yıldır bakılmıyor. Bir çok davaya şimşek hızıyla bakılıp yıldırım hızıyla karar verilirken Cerattepe bekletilmeye devam ediyor. Artvin Halkı bugüne kadar haklı mücadelesini hukuki kurallar içinde yapmış, ancak buna karşın özellikle 2016 yılında maden şirketi Cerattepe'ye çıkartılırken orantısız bir şekilde gaza boğulmuştur.
Yeşil Artvin Derneği ve Artvin'e sahip çıkan, "Altınsız olur, Artvinsiz olmaz." diyen Artvin yürekli insanların mücadelesi Cerattepe'den maden şirketi çekilene kadar devam edeceği her zaman vurgulanıyor.

Bu bağlamda Yeşil Artvin Derneği tarafından düzenlenen “Yağmalanan Yaşamdır” paneline Gazeteci-Yazar Çiğdem Toker ve Türkiye'nin önemli bilim insanlarından olan Prof. Dr. Ali Demirsoy katıldı. Panelde açılış konuşmasını gerçekleştiren dernek Avukatı Bedrettin Kalın, “Cerattepe’de yapılanlar ilişkin birçok kişi konuşuyor, bilim insanlığı adı altında açıklamalar yapılıyor fakat sözü söyleyenin de sözün de bir ağırlığı olmalı” diyerek katılımcıları tanıttı.

‘Öfke dalgası yükseliyor’

Panelin ilk konuşmacısı olan Gazeteci-Yazar Çiğdem Toker, Cerattepe mücadelesini izlerken insanın bu mücadelenin bir parçası olmak istediğini ve Cerattepe mücadelesinde insanın içinde bir öfke dalgasının yükselmeme imkânı olmadığını vurgulayarak,
“Cerattepe süreci diğer olaylardan ayrı gösterilemez. Son 3 yıldır ülkede bir demokrasi krizi yaşanıyor ve Cerattepe’de yaşananlar da bu demokrasi krizinin bir parçasıdır” dedi ve bu durumun hukuka kendisini bağlı göstermeyen bir anlayışın sonucu olduğunu ifade etti.

BUNLAR DOYMAK BİLMİYOR!

“Türkiye demokratik bir kriz içinde, bu hal başka başka krizleri tetikliyor. Bizim demokrasiye geri dönmeye, bir hukuk devletine ihtiyacımız var. Buna kıskançlıkla sahip çıkmamız altın değerinde” diyen Toker, ihale düzeniyle ilgi birkaç not paylaşarak, “Adını bizim bulmadığımız, yıllar önce kitabının yazılmış olduğu ve kavramsallaşan bir kelime var şirketokrasi; doymak bilmeyen bu rant iştahının ardında bu şirketokrasi duruyor. Bu sabah erkenden Cerattepe’ye doğru çıktık, Jandarma noktasında durdurulduk ve özel güvenlik görevlileri ve jandarma vardı. Bizim yukarı çıkmamız için randevu almamız gerektiğini söylediler sebebinin de şirketle ilgili bir boşaltım alanı kurulduğundan hassasiyet göstermeleri oldu. Biz yukarıda dolaşırken ben kirlenen dere suyunu gözlerimle gördüm” dedi.

‘İhaleler usulsüzce yapılıyor’

Cengiz İnşaatın Karadeniz Bölgesi’nde çok sayıda ihale aldığını belirten Toker, “Bu ihalelerin toplam değeri 4.2 milyon lira. Kamu ihalesine girmek ve almak suç değil ama bun ihaleler, ilan edilmiyor pazarlık usulüyle alınıyor ve bizden gizleniyor. Bu tutarlarla kamu finansmanlarında dönen tutarların büyüklüğünü göstermek istedim. Yerli kaynaklarla madencilik yapmak kamu yararınadır, cari açığı kapatır ama kaç yüz bin dolarlık madencilik yapılacağı hangi yaraya çare olacağı somut bir şekilde ortaya konmuş değil” diyerek izlediği bir maden reklamında çevreye zarar verilmeyeceğinin ifade edildiğini fakat Cerattepe’ye çıktığında kirlenen suyu gördüğünde bu reklamın yalan olduğunu vurguladı.

Cerattepe mücadelesinin sadece Artvin halkı mücadelesi olmadığını herkesin çevre hakkına sahip çıkan bir mücadele olduğunu vurgulayan Toker sözlerini, “Biz yurttaşız ne kuluz ne de ümmetiz biz bu devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan vergi ödeyen insanlarız. Çevreyi koruyarak sahip çıkmak anayasal haklarımız içinde yer alıyor. Bunları her fırsatta dile getirmekten kıskançlıkla sahip çıkmaktan vazgeçmememiz gerekiyor. Bunun tek yolu hukuk devletine dönmenin tek yolu yurttaşlık haklarımıza sahip çıkmamız” diyerek sonlandırdı.

EKO SİSTEM FALAN KALMAZ!

Biyolog Prof. Dr. Ali Demirsoy gerçekleştirdiği “Artvin’in Doğasının Korunması” başlıklı sunumda Artvin yöresinin jeolojik geçmişini anlatarak, bölgede yetişen endemik bitkilerin, yaşayan çeşitli hayvanların ve böcek türlerinin şimdiye kadar yapılan baraj çalışmalarıyla ve altın madeni çalışmalarının ardından yok olacağını vurguladı.

Kuzey Karadeniz Sıradağlarının hemen her yerinin çok hassas bir ekolojiye sahip olduğunu belirten Demirsoy, “Çünkü milyonlarca yılda oluşmuş sığ toprak katmanına tutunmuş; köklerini derinlere uzatma şansı olmayan flora, en küçük bir kurcalamada, bu toprak katmanını yitirirse, bir daha tutunma gücünü kural olarak elde edemez. Bu nedenle bu bölgede yapılacak her türlü çok özen gösterilmesi gereken bir bölge özelliği taşır” dedi.

MÜCADELENİZ YÜZ AAKI BİR MÜCADELEDİR.

Geçmişte yaptıkları böcek araştırmalarında çok sınırlı sayıda çöl, eremiyal faunanın Çoruh vadisine sızdığını tespit ettiklerini ancak yapılan barajlarla bu türlerin tümünün ortadan kalktığını ya da yakın zamanda kalkacağını söyleyen Demirsoy, “İlkbaharda onlarca kat artan su ve oluşan çamurlu sel; nehir tabanını silip süpürüyor; en azından tatlı su formlarının göçüne izin vermiyordu. Böylece Çoruh vadisi başta olmak üzere burada kendine özgü bir fauna ve flora oluştu. Artvin bu nedenle korunmalıydı. Ancak bilim toplumu olmayan hiçbir yerde hiçbir değer korunamadığı için; bu havza da korunamadı” dedi. Demirsoy, HES raporlarını düzenleyenlerin biyolog ya da yakın meslek gruplarından olsa da Artvin’in aydınlık yüzlü insanlarının bu değişimlere direnmesi, doğa koruma tarihi bakımından kayda geçecek yüz akı bir eylemi olduğunu vurguladı.

Etiketler: Artvin

Diğer Siyaset Alt2 haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.