Bugün: 04.04.2020

ŞEREFLE ÖLEBİLMEK VE ŞEREFLE ANILABİLMEK

ŞEREFLE ÖLEBİLMEK VE ŞEREFLE ANILABİLMEK

Merhaba Sayın Dostlarım ve Sayın Gençler.rn20.01.2020 09:08

Sizlere bu gün; Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinden bir kesime damgasını
vuran, çok partili demokrasi ile yönetilen toplumlarda, topluma örnek olacak
Devlet Adamlığı (erkanı) ve örneklenmesi açısından, ideal evlilik portresini
toplumların zihnine kazıyarak yer bırakan, rahmetli olmuş iki örnek insandan
bahsedeceğim.
ECEVİT ailesi. Sadece iki kişi.
Sayın Rahşan Ecevit, 15 Ocak 2020 tarihinde, (dört gün önce) eşi eski
Başbakanlarımızdan Sayın Bülent Ecevit ise 18 Kasım 2002 de vefat
etmişlerdir. Her ikisine de Tanrı’dan rahmet diliyorum.
***
05 Mayıs 1972 tarihi sabahı Ankara, siyasi tarihimizin heyecanlı bir gününün
telaşı içerisindeydi.
Ulus-sıhhiye arasında bulunan Gençlik parkı ile Türk Hava kurumu binasının
birbirine dik kesişen noktası olan Talat Paşa Bulvarı üzerindeki, Selim Sırrı
Tarcan Spor salonunda, CHP nin olağanüstü Genel Kurultayı yapılacaktı.
Rakipler; Sayın İsmet İnönü ve Sayın Bülent Ecevit idi.
Sabah erkenden kalkıp, bu salona doğru yola çıktığımda, salona nasıl girebilirim
planları ile hesaplaşırken, kapıda tesadüfi birleşen CHP Artvin Milletvekilleriyle
birlikte araya karışarak salona girebildim. Müthiş bir atmosferdi. Sloganlar
yüksek tondan, kırıla atılıyor, konuşmalar tarihe damga vuruyordu. Gençlik yeni
liderini arıyordu.
Oy sayımı sonucu, Ecevit’in listesi Güvenoyu almıştı. Sayın İnönü ise bu tarihi
yenilginin, dayanılmaz hafifliği ve bütün olgunluğu ile salonu terk ederken,
yakından izlediğimde, gözlerindeki fer’in düşmüş olduğu, bariz bir şekilde
hissediliyordu.
08 Mayıs 1972 tarihinde Sayın İnönü’nün istifası sonucu, Karaoğlan lakaplı
Sayın Bülent Ecevit, özel kurultayla, 14 Mayıs 1972 tarihinde CHP Genel
Başkanlığına seçilmişti.
Zaman çok hızlı geçiyordu. 25 Aralık 1973 tarihinde TRT Sayın İnönü’nün
ölümünü, büyük bir yeisle halkımızı bilgilendiriyordu.

28 Aralık 1973 teki Sayın İnönü için yapılan Devlet Törenine; Kızılay, Müdafaa
Caddesinden başlayan korteje yetişip, onun manevi huzurunda, saygı duruşuyla
ve dualarla kişisel görevimi yerine getirmişimdir.
Tören korteji, Anıtkabir’deki ebedi istirahatgahına doğru giderken; kafamdaki
sorular yerine oturuyordu. Bir insan ideallerinin doğrultusunda yolunda
koşarken, birden bu yol önünden çekilip alınması halinde, hayatın yaşam sevinci
ivmesi düşmesi-kaybolması paniği, yaşam sürecini azaltıyor savım, hafızamı
zorluyordu.
Sayın İnönü’de ben bunu gördüm. Politika onun için bir yaşam iksiri idi!
***
Sayın Bülent Ecevit ve ailesinin 17 Ocak 1974 ile 18 Kasım 2002 tarihleri
arasındaki değişik tarihlerde Başbakan veya eşdeğer Başbakanlıkla geçen
süreçte tüm halkımız, bu iki insanı yakinen tanıma fırsatı buldu.
Şatafattan uzak, safahat sahifesi kapalı, Devletin ve Devletçiliğin ön planda
tutulduğu, ender kişilere nasip olan dürüstlük politikasıyla, önder evlilik
örneğiyle bir hayatı; sevgi dolu, aşk dolu bir yaşam modeli ile Türk halkında
eşsiz bir sevgiyle sergileyerek gönüllerde taht kurmuşlardır.
Devletin makama tanıdığı, örtülü ödeneği, sadece devletin acil konularında
harcama yaptığını, ben bizzat CHP Artvin Milletvekillerimizin, gururla
anlattıklarından sizlere aktarıyorum.
Peki; söylenmesi gereken eleştirim yok muydu? Tabii ki var. 1970’lerden
başlayan, Üniversitelerdeki sağ-sol çatışmasında kaybettiğimiz gencecik körpe
çocuklarımızın, bir hiç uğruna birbirini kırdırmasındaki katli ile ilgili, (en ateşli
döneminde, ben Ankara’da bir Üniversitede, öğretim üyesi idim. Çocukları bu beladan
uzaklaştırmak ve ayırımı engellemek için çektiğim sıkıntılar, yaşadığım acılar, benliğimde
bir yara olarak kaldığıdır.) Ülkemizi bu günlere getirecek Türk gençliğini
eğitimsizleştirme politikasını ve yobazlığa giden yolu sonlandırmak için;
Demirel- Ecevit kör dövüşünün; fabl’ın masalında olduğu gibi, iki inatçı
keçinin, taş köprü üzerindeki yol ver kavgası misali uyuşmazlığın örneği gibi,
getirdiği tahribatın, 12 Eylül 1980 ihtilali ile hız kesmesi, fakat yeni facialarla
Kenan Evren’le başlayan hatalı savlara dayalı toplumumuzda, unutulmaz ve
affedilmez, cürüm’ların (bilinçli hata-suç) işlendiği ve inatçılığın ortaya
koyduğu, derini mi derin - çok derin yaraların varlığıdır.
İki parti liderleri olarak radikal bir kararla önlem alabilseler di ki;
anlaşabilirlerdi, bu sorun kökünden çözülürdü ve hortlayan yobazlık bu günlere
gelemezdi ve Parlamentoya, din devleti kökenli kanun teklifini getirecek kadar
azgınlaşmış bu güruhun icraatlarını bu günlerde, film şeridi gibi izler durumda
olmazdık.
Tarihin sahifelerine bakınca, Kusursuz insan profili, kusursuz lider profili,
Dünyamızda o denli az ki, kişisel çıkarlar, toplumun çıkarlarının önüne
geçtiğinde, Hırs denen ego kökenli dürtünün, frenlemesinin ayarını yapan
kişilerin sayısı da, ne yazık ki sadece bir elin parmakları kadar az olduğudur.
Ben bunu, tarih’in sahifelerine baktığımda; Hint’li Mahatma Gandhi ve ulu
önder Mustafa Kemal Atatürk’te olduğunu görüyorum.
Ruhları şad olsun.
Sizlere iyi hafta sonu dileklerimle,
Saygılarımla,
Rahmi ÖNGÜNER, Mimar 19 Ocak Pazar 2020 İstanbul
Not; Bu hafta sonu sizlere, başka bir konuyu hazırlamışken, değişen gündem nedeniyle bu yazıyı bu
sabah hazırlayarak sizler sunmak istedim.

Etiketler: Artvin

Diğer Siyaset Alt2 haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.